(You) have to be Green!

Bir önceki konuda yazdığım yazımla ilgili olarak JPG Magazine’deki fotoğrafıma bakıp duruyorum. Yeni oy gelecek mi acaba diye beklerken bir yandan da diğer fotoğraflar için oy veriyordum ki 12 Kasım’da kapanacak olan bir yarışma konusu daha fark ettim. Hatta öyle ki oylaması kapanmış bile. Ama fotoğraf almaya devam ediyorlar.

Aslında her şeyden öte onusu ilgimi çekti. Sürdürülebilirlik (sustainability). Nasıl çekmesin, tez konum olur kendileri ve sürekli okuduğum araştırdığım, ulaşmak için düşündüğüm şey.

Hemen aklım bir önceki fotoğrafı çektiğim yere, Bozcaada’ya gitti. Rüzgar gülleri. Aslında fotoğraf yarışacak kadar güzel mi bilemiyorum. Ama kanadın oradaki adamı işaret ediyor olması ile benim aklımda yer etti. Ben de çarpıcı bir isimle ekledim siteye ve yarışmaya katıldım.

Bozcaada

Bozcaada

Old Bikes turn into Flowerpot

Geçen sene Kasım ayının son günleriydi yanlış hatırlamıyorsam. Bülent’le Odakule’nin altında fotoğraf makinelerimizle bir kenara tünedik. Tele lenslerimizle uzaktan hayatın akışını çekmeye koyulduk İstiklal’de.

Şemsiye satan çocuk, aldığı 50TL’yi bozdurmak için ayrıldığında elindeki şeffaf şemsiyeyi kovada duran diğerlerinin üzerine bıraktı. Ben de deklanşöre bastım. Eve dönünce hemen JPG Dergisi’nin açmış olduğu “Umbrellas (şemsiyeler)” konulu yarışmaya gönderdim.

http://www.jpgmag.com/photos/1294395

Submitted to Photo Challenge: Umbrellas

İş yoğunluğundan bana gönderdikleri e-postaları anlamadan kapatarak bir hafta geçirdim ancak hızla artan izleme sayısına anlam veremeyip siteye girdiğimde seçilen 7 fotoğraftan birinin benimki olduğunu farkettim. İlk defa böylesine bir deneyim edinmiş olmayı dostlarımla paylaştım.

umbrella_challenge

1 saat kadar önce Kasım ayının gene yaklaştığını düşünerek JPG’nin sitesine girdim. 39 gün sonra kapanacak, yani gene Aralık ayına denk gelecek bir yarışma gördüm: “Transformations (değişim/dönüşüm)”

Hemen fotoğraf klasörümü açıp Bozcaada’da Cevher’le çektiğim fotoğrafı buldum. Boyutlarını düzenleyerek siteye ekledim. Bakalım bu sefer şansım yaver gidecek mi gene :)

Submitted to Transformations

Submitted to Transformations

Derbi öncesi Bağdat Caddesi

Bugün gene göbeğimin üzerinde taşıdığım fotoğraf makinemle dolandım durdum. Farkettim ki çekerken yakalandığımı sandığım insanlar aslında makineye ilgi ile bakıyorlarmış. Sanırım onları çektiğimi farketmiyorlar. Ama dünkü şapkalı kız gibi bugün bir kişiye daha yakalandım. İyi tarafı gülümseyip geçiyorlar =)

Bu arada derbi öncesi olduğu için bir sürü fenerli vardı ama ben daha çok formasızları çektim.

pazar-1-of-13

pazar-2-of-13

pazar-3-of-13

pazar-4-of-13

pazar-5-of-13

pazar-6-of-13

pazar-7-of-13

pazar-8-of-13

pazar-9-of-13

pazar-10-of-13

pazar-11-of-13

pazar-12-of-13

Bu da derbi sonrası =)

pazar-13-of-13

Göbek seviyesinde fotoğraf gezintisi

Dün (24.10.2009) akşam üstü Bülent’le bizim buralarda bir fotoğraf gezintisine çıktık. Makinem  otobüs durağında Bülent’i beklerken kucağımda, gezerken göbek seviyemde boynumda asılıydı. Ara sıra deklanşöre bastık:

gobek-1-of-10

gobek-2-of-101

gobek-3-of-10

gobek-4-of-10

gobek-5-of-10

gobek-6-of-10

gobek-7-of-10

gobek-8-of-10

gobek-9-of-10

Bülent’le buluşmadan önce Sayısal Loto oynamaya giderken şapkalı kızı gördüm. Makinem neden yanımda değil diye sorguladım kendimi. Akşam tekrar karşılaşınca hemen elimi deklanşöre uzattım. Gerçi yakaladı beni çekerken ama…

gobek-10-of-10

Dinlemek.. saygıdan

Bu bloga yazılarımı doldurmak için defterime karaladıklarıma öncelik verip bir sıra ile gitmeyi hayal ediyordum ama hayatta bazen öyle şeyler olur ki aniden karar vermeniz gerektiğini düşünürsünüz.

Aslında bu durum hergün karşı karşıya olduğunuz ama hiçbir seferinde yüzleşmek istemediğiniz tavırlar ile ilgilidir. Kişilerin davranışlarından ötürü ortaya çıkan durum her kesim tarafından hoş karşılanmayabilir. Fakat ortaya çıkan durum kimsenin suçu değildir. Her bireyin bir tarzı vardır. Kimse kalkıp da gitmeyi seçmez. Çünkü her daim topluluk halinde olmanın avantajları çekicidir. Hal böyle iken neden insanlar diyalog kurmak yerine tartışmayı seçerler?

Çünkü dinlemeyi bilmezler. Dinlemekdikleri sürece karşılarındakinin düşüncelerini anlayamazlar. Dinlemedikçe kafalarındaki düşünceyi sürekli diretirler.

Yanlışı kabul etmeyen ve yanlışından ders almayan insan öğrenemez. Öğrenmeyen insan ilerleyemez. Ama zaman geçer. İnsanların ilerleyemediği her an kayıp. Ve kayıp sadece o an için geçerli değil. O anı takip eden her zaman diliminde, geometrik bir dizi halinde artış ile etkilenecek bir geçerliliğe sahip.

Hem düşüncelerimizi başkalarına anlatmak hem de kendimizi geliştirmek için dinlemek, sabır göstermek ve anlamaya çalışmak lazım. Bu ancak karşıdakine saygı ile mümkün. Onun da bir birey olarak karşımızda bulunuyor olmasına duyacağımız saygı.

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes