tutkuların Peşinden gidememek
Neden iç sesimizi dinlemekten korkuyoruz? Ve neden tutkularımızın peşinden gitmiyoruz?
- Öncelikle bu sesi dinleyip kendi özgür yolumuzu seçmenin sorumluluğunu taşımaktan korkuyoruz. Malum korku kültürü ile yetiştiriliyoruz. Küçükken yemek yemezseniz ağzınıza biber sürerler, ilkokulda ceza olarak tek ayak üstünde durursunuz. Orta okulda sayfalarca ödev yazar, lisede disiplin cezasıyla korkutulursunuz. Üniversitede notunuz kırılır, iş yaşamında maaşınız kesilir. Sadece bizde değil tüm dünyada böyle diyor Temel Aksoy…
- İç sesimizi dinlersek para kazanamayacağımızı düşünür ve bu yüzden göze alamayız.
- Para kazanma ve sevdiğimiz işi yapma konusunda kafamızda yanlış bir sıralama oturtmuşuz. Yani önce para kazanmak için sevdiğimiz işi erteleyelim; sonra nasıl olsa sevdiğimiz işi yapacağımız zaman gelir diye düşünüyoruz. Oysa leylekler getirmeyecek…
- Para kazanmanın özgürlüğe giden en kısa yol olduğunu zannediyoruz. Hayallerin büyüsüyle kayboluyoruz. Para harcamak için daha çok çalışıp, taksitlerimizi ödemek için daha çok çalışırken sürekli toplumdan uzaklaşıyor, yalnızlaşıyoruz. Toplumun bireyi olmaktan kaçıp tek başımıza ayakta durmayı başarı sayıyoruz, atasözlerini hiçe sayarak. Birlikten kuvvet doğar…
- “Hangi alanda başarılı olurum?” gibi yanlış soru ile işe başlıyoruz, doğru soru “Hangi işi tutku ile yaparım?” olacakken. Başarılı olacağımız alanı seçmek, onu gerçekleştirdiğimizde mutlu olacağımız anlamına gelmeyebilir. “Ne yaparken kendimi kaybediyorum?” sorusunun cevabını icra etmeliyiz. (Bu soruyu bir kitap/blogda okudum ama not almamışım)
Bir de en önemlisi kendimize güvenmeliyiz. Fazla güven iyidir. Başkalarını fikirlerimize ikna edeceksek önce kendimiz inanmalıyız. Kendimizi ikna etmek için de fikirlerimize güvenmeliyiz. Korku kültürünü yenmenin anahtarı burada.















