Göstermelik işler peşinde
‘Bu gün ne kadar iş yaptın?’ sorusuna cevap, bugün benim fıçıyı üç sokak boyunca yuvarladım olabilir. Aslında varış noktasına giden (her biri aynı uzunlukta) iki sokaklık yol kat edilebilirdi. Ama üç sokak olanı tercih ettik, üç birim zaman harcadık. Fıçıyı itmek için de ekibimizden iki kişiyi bu işe delege ettik. Kısa yolu kullansak insan*gün ölçeğinde karlı olacaktık. Peki neden uzun yolu tercih ettik dersiniz?
Daha fazla çalıştığımızı göstermek için değil tabi ki, daha büyük iş başardığımızı kanıtlamak için. Büyük işleri büyük adamlar başarır. Büyük adam olmak en büyük merak konusu. Saygınlık uyandırmak için muhtemelen. Ben pratiklik kazandırsa daha çok değer verirdim…
Ama değer katmaya uğraşmıyoruz, neye prim veriliyorsa onu yapıyoruz. Ne işimizi hakkıyla yerine getirmek, ne inovasyon yapmak bizim derdimiz. ‘Üstlerimize/büyüklerimize nasıl yaranırız?’ın peşindeyiz. Onlar bizi terk ederse ne olur? Ne olacak yerine gelene yaranmak için de bir yol bulunur. Bu arada işe ne olur? O da bizim peşimizden sürüklenir gelir.
Geleceği tahmin etmeye gerek yok. Bugün ne yaşanıyorsa gelecekte de tıpkısının aynısını yaşamaya mahkumuz… Geleceğimizi yaratmak yerine bugünü klonluyoruz. Haliyle ilerlemiyoruz. Yol alamadığımızdan zaman geçtikçe bunalıyoruz. Şöyle düşünelim: Aynı ortamda büyümüş iki çok yakın arkadaş olsun. Bir tanesi dünya turuna çıksın, diğeri de o dönene kadar, onun yürüdüğü sürelerde koşu bandı üzerinde yürüsün. Seyahate çıkan döndüğünde ne olur sizce? Koşu bandında yürüyen, dünyayı dolaşan arkadaşına ben çok iş başardım, tam 10bin km yürüdüm diyebilir mi? ‘Demeye dili varır mı?’yı boşverin. Reel anlamda bir karşılığı var mı bu sözün? İş = Harcanan Güç * Alınan Yol. Koşu bandındaki arkadaş 10bin km yürüyecek güç harcadı ancak hiç yol almadı…
İşte bizim üç sokak ilerleyerek vardığımız noktaya giden esas yol iki sokak uzunluğunda. Biz bir sokağı fazladan yürüdük. İki kişinin o sokakta boş yere yürümesine sebep olduk. Bir çalışanı bir sokak yürütmek için ona ödeyeceğiniz ücret bellidir. Ve onu fazladan yürüttüğünüz taktirde ona fazladan ücret ödeyebilirsiniz. Ama hem onun hem de müşterinin/şirketinizin vaktini bir birim boşa harcadığınızda; hem de bunu işin gereği gibi gösterdiğinizde ortaya çıkan kaybı karşılayamazsınız. Hem çalışanınıza bir birim borçlusunuz, hem şirketinizin çalışanı bir birim değerlendireceği işten mahrumsunuz, hem de bu bir birim işin insanlığa katacağı fayda adına tüm insanlara karşı sorumlusunuz.
Sözlükte özgürlüğün tanımına bakarsanız, başkalarının haklarına tecavüz etmedikçe geçerli olduğunu görürsünüz. Ancak kendimize yakıştırdığımız gösteriş ile başkalarının, haklarından faydalanmalarına imkan vermeyecek şekilde önlerini kesiyoruz…















